2013 Roja Şanoyê a Cîhanê
Peyama Dario Fo
Araf - di navbera du welatan de-NUÇE TV
'Araf - di navbera du welatan de'
Theodora Kürt Tiyatrosu'nda
Etkin Haber Ajansı
Daf/Kapan bayramda kuruluyor
Daf/Kapan bayramda kuruluyor
Taksim'e 'Kapan' Kuruluyor!
Taksim'e 'Kapan' Kuruluyor!
Kürtçe oyun ‘Araf’ büyük Ödüle aday
ANF-TARAF-BİRGÜN-KURDSHOW-GÜNLÜK-AKNEWS-TİYATRONLİNE-
Araf “Musa Anter’in Hayatı” Keferze Derneğin'de
TİYATRO AVESTA
Araf Rengahenk Sanat Evi’nde
Araf Rengahenk Sanat Evi’nde
BİR DİLİN ÖLÜMÜ SAHNEDE
‘Mirina Zimanekî’ Muammer Karaca Tiyatrosu’nda (ANF NEWS AGENCY)
Tiyatro Avesta Kürtçe oyunla varoşlarda
Rojnivîska Dînekî/Bir Delinin Güncesi
Araf yasaklandı (taraf)
Tiyatro Avesta’nın Araf’ı İzmir’de “araf”ta kaldı(taraf)
AYDIN ORAK ile söyleşi
Shakespeare Kürt olsaydı katledilirdi!
Tiyatro Avesta Kürtçe Islık Çalıyor(Bianet)
Tiyatro Avesta Kürtçe Islık Çalıyor(Bianet)
Apê Mûsa bi ‘Araf’ê li Swêdê ye
Apê Mûsa bi ‘Araf’ê li Swêdê ye

SIKIŞTIĞIMIZ KAPANIN KÜRTÇEDEKİ PARÇALANMA METAFORU: “DAF”

  SIKIŞTIĞIMIZ KAPANIN KÜRTÇEDEKİ PARÇALANMA METAFORU: “DAF”

 

ÜSTÜN AKMEN  "EVRENSEL KÜLTÜR"  OCAK 2013

Aydın Orak ve Cihan Şan öncülüğünde bundan dokuz yıl önce kurulan Tiyatro Avesta’nın yeni yapımı olan “Kapan (Kürtçesi: Daf)’a 18. İstanbul Tiyatro Festivali sırasında gidememiştim, yeni izledim. İzlerken toplumlara dayatılan "ulusalcılık" kavramının ne kadar içi boş ve ne kadar gereksiz ideoloji içerdiğini, dolayısıyla nasıl bir yanılsama olduğunu beynimin içinde bir kez daha irdeledim. İnsanoğlunun ille de kendisine sınırlar çizmesi gerçeğini, çevresindeki her bir şeyi sahiplenme güdüsünü, kendisine ait olana sıkıca sarılması yetmezmiş gibi, etrafında başkalarına ait olanlara da el atışını, politik işgalin anlamsızlığını kendimce yeniden didikledim.

ÖLÜME GEBE KALMAK

“Daf”, militarizm ve emperyalizm eleştirisi yapan, savaş karşıtı bir oyun. Haksız ve gereksiz toprağa çizilen sınırların hem anlamsızlığı, hem de haksızlığı absürt bir anlatımla sahneleniyor. Oyun içinde salgılanan: “Özgürlüğü zapt eden, özgür olamaz” iletisini algılarkenMiran ve Abdullah (Apol) adlı iki askerin toprak paylaşımı, toprak işgali, falan derlerken ölüm kapanına an be an nasıl sıkıştıklarına tanıklık ettim. Abdullah’ın: “Siz buraya sonradan geldiniz” vurgusuna Miran’ın: “Toprak dün senindi bugün benim, yarın kim bilir kimin olacak” repliklerindeiletinin çözümüne erdim.Kurtuluş sandıkları plan, esasında vazgeçilmez sonlarını belirleyen “kapan”dı. Sonuç itibariyle, bilinen kısır döngü ölüme gebe kaldı.

İKİ KARAKTER

Yazar Aydın Orak, “Allahın unuttuğu bir yer”de, hatta bir “çöl” ortamında ne beklediklerini bilmeyen/bilemeyen, ancak: "Uzun zamandır buradayız, peki biz neyi ya da kimi koruyoruz" biçiminde çığlık atmakla yetinen iki karakter yaratmış. Olaylar örgüsünü, konuyu tema-tür-karakter öğelerini iyi işleyerek kotarmış. Güzel kurgulamış, konuya biçim verebilmeyi başarmış. Miran ve Abdullah karakterlerini, düşünce yapılarıyla, hayata bakış açılarıyla, içinden yetişerek geldikleri toplumların dayattığı klişeleşmiş ideolojileriyle ve gelenekleriyle birbirlerine tamamen zıt kutuplar olarak çizerken; militarizm eleştirisini, militarizmin yarattığı ruhsal ve fiziksel yıkımı ironiyle bezemiş, Brechtyen epik tarz ve absürt bir tutumla yansıtmış.

ERİŞİR’İN DEKORU

Hatice Kübra Erişir’in kostümlerine ses etmiyorum, ama dikenli telleri salonu tam anlamıyla ikiye bölecek şekilde dekor olarak kullanmasını eleştiriyorum. Bir anlamda iki karakter arasındaki zıtlıkları simgeler dahi olsa; sınırların anlamsızlığını, farklı kıtalardaki, farklı ülkelerde, hatta kentlerdeki toplumların sınırlarla farklılaştırılamayacağını, giderek ayrıştırılamayacağını dahi vurgulasa dikenli teller hemen sahne alanının bitiminde bitmelidir diyorum.

REJİ

Oyun Kürtçe sahnelendiği için, Kürtçenin diksiyon ve fonetik özelliklerinin en üst seviyede kullanılmasına dikkat edilip edilmediğini ve Kürtçenin konuşma kurallarına dayalı teknik ve estetik çalışmaların uygulanıp uygulanmadığını doğal olarak bilemiyorum. Bilemiyorum, ama her iki oyuncunun da zaman zaman salonda yankılanma nedeni olan yüksek sesli repliklerinin hiç mi hiç anlaşılamadığını sanıyorum. Ekibin Dengbêj geleneğinden de yararlanarak fare gölgesini salonda döndürerek sağladığı eğretilemeyi pek beğendiğimi açık yüreklilikle söylüyorum. Keza Miran’ın, süpürge sopasının üzerine taktığı miğferiyle taklitlerini, Komutanı ile konuşur gibi yapmasını, Kürt tiyatrosunun kaynaklarından birini oluşturan Çîrokbêj (Masalcı)’i çağrıştırdığı için son derece yerinde buluyorum. Oyun yer yer yavaş akıyor diyorum. “Babanın düşmanı, oğlunun dostu olmaz” sözlerini de içeren Rap şarkısı içinse, oyunun müziklerini yapan Murat Hasarı’yı kutlamam gerektiğini biliyorum.Ekibin ışık tasarımı için kötü değil, ama iyi hiç değil deyip geçiyorum.

REJİ EKİBİNE SORU

Diğer taraftan, Reji Ekibi’ne final için sormak istiyorum. Oyunda duyulan ilk ses, transistorlu radyoda istasyon arayışı efekti ve o evrede istasyon bulunamıyor. Oyunun sonunda Kadın, aynı radyoda aradığı istasyonu buluyor ve salonu müzik dolduruyor. İyi de Ekip oyunu bu kurguyla kesmeyip uzuuun mu uzun black-out sonrası oyunu neden başa döndürüyor? Anlatmak istediği militarist-emperyalist oyunun bitmediği, yenileneceğiyse acaba neden başka bir anlatım aracı bulmuyor?

OYUNCULUKLAR

Oyunculuklarda, Kadın’a can veren Dilan Güçerritmik düzeni iyi duyumsuyor. Remzi Pamukçu, dış biçimini ve çatısını oluşturan noktalar dizisinden destek almış ve yönünü doğru bulmuş. Oyunun zaman zaman çekici gücünü dahi oluşturuyor. Doğalcı bir biçem içinde Apol’ün karmaşık kişi yanılsamasını oyun sonuna kadar bozmuyor. Bu arada, Aydın Orak’ın Miran ile arasında kurduğu duygusal iletişimi doya doya alkışladığımı burada itiraf etmeliyim. Orak, Miran’ın düşüncelerinin dışa vurma işlemini pek güzel sıraya koyuyor.

İN-YER-FACE DE NEDEN ÇIKTI

“Daf” ya da Türkçe karşılığıyla “Kapan”, bana sorarsanız (ki sorun, zararlı çıkmazsınız) Kürt tiyatrosunun başarılı bir örneği olarak 2012-2013 sezonunda yerini alıyor.

Haaa…

Sahi bir de…

Kimi eleştirmen ablalarım, bacılarım, ağabeylerim, kardeşlerim oyunun “in-yer-face” türünde olduğunu ya da oyunda Türk ve Kürt askerinin klişe ayrımlarla tanımlandığını söylüyor ya, işte bana işin bu tarafını hiç sormayın, ben de bilemiyorum bu bilgiçliğin suyu nereden geliyor!